Beklenmedik Karşılaşmalar: Temas Neden İyi Gelir?

Bu yazı Bağlar ve Kopuşlar bülteninin 23.08.06 tarihli. Her pazar sabahı e-posta kutuna gelmesini istersen buradan abone olabilirsin.
Nasılsın sorusunun cevapları, tıpkı mevsimler gibi günden güne değişiyor sanki.
Bir gün iyiysek bir gün kötüyüz. Bir arkadaşım, bu durumun hormonal olduğuna dair kesin kanaat getirmişti. Dopamin kelimesiyle yatıp, serotonin kelimesiyle kalkıyordu.
Bense nasılsın sorusuna verilen cevaplardaki bu günlük değişimlerin sebepleri konusunda onun kadar emin değilim.
Geçenlerde bu sorunun cevabının benim için epey flu olduğu günlerden birinde biraz olsun avunmak için bedenimi gezmeye çıkardım.
Parkları dolaştım, banklarında oturdum. Güneşi dönüş yolunda batırdım. Sokağa girdiğimde elinde koca bir valizi sürükleyen bir kadın gördüm. Bir yandan valizi çekiyor bir yandan da üst katlarda birine sesleniyordu.
Yanımdan ters yönde bir taksi geçti. Belli ki ya bir yere varılmış ya da bir yerden dönülmüştü. Seslenişler apartman boşluklarında yankılandı ama görünürde kimse yoktu. Akşam çökmüştü, etraf zifiri karanlıktı.
Kadının yanına gittim ve yardımcı olmak istedim. O an daha net gördüm, beli tutmuyordu. Hemen çantasını verdi. Öyle bir teslimiyetti ki o kendimi Hızır Aleyhisselam sandım.
Son anda otobüse yetişmiş birinin rahatlığı ve yardıma teslim olmuş birinin mahcubiyetiyle ‘’Oh, sağ ol!’’ dedi.
Birkaç sokak yürüdük. Bir bahçeden içeri girdik. Birkaç kat yukarı çıktık.
‘’Aa bak, burası Güngör Dilmen’in evi.’’ dedi.
Tiyatro yaptığım zamanlarda yazdığı metinleri okuduğum, oyunları izlediğim yazarla aynı sokakta oturuyormuşum meğer.
Muhabbet ettik, tanıştık. Benim yaşlarımda evli bir oğlu varmış. Yurt dışında yaşıyormuş. İkimize de yalnızlık mahsusmuş. Soda almıştım, beraber içtik.
Demek komşuyuz ha? Vedalaştık.
Planlanan yakınlık, tam anlamıyla bir yakınlık kuruyor mu? Tartışılır.
Kaygıdan çıkan şey her zaman kaçınma ya da yalnızlık değil, bazen sadece temas da olabiliyormuş.
Peki siz en son ne zaman evinizden amaçsızca çıktınız?
Bu haftadan bana kalan: Cold Fish (Soğuk Balık) adlı Japon filmi oldu. Park Chan Wook’un İntikam Üçlemesini (Oldboy, Sympathy for Mr. Vengeance, Lady Vengeance) sevenler, Cold Fish’in tadına da bir bakabilir. Aynı damardan geliyor bu filmler.
Akvaryum sahibi bir adamın, kendi gibi akvaryum sahibi balık satıcısı başka bir adamı manipülasyon ve korkuyla sindirip kötü işlerine alet etmesi anlatılıyor. Oldukça kanlı bir film, bu tarz filmleri sevmiyorsanız belki bunu atlayabilirsiniz.
PS. Online danışmanlık yapıyorum. Bir ihtimal diye bırakıyorum: https://umutcanakova.com/hizmetler/





