|

Ebeveynler Çocukları İçin Neler Yapabilir?


Çocuğum telefon bağımlısı ne yapmalıyım ya da çocuğum tablet bağımlısı bizimle konuşmuyor diye yakınan ebeveynler çocukları için neler yapmalı? Bir önceki yazıda sosyal medyanın ve akıllı telefonların özellikle Z kuşağı gençlerini nasıl etkilediğine değinmiştim. Bugün de ebeveynler ve okullar için sosyal medyanın kullanıma dair çözüm önerilerinden bahsediyor olacağım. Önce okullardan başlayalım.

Kendi aranda konuşma, diye bir kalıp vardır. Dersi dinle! diye hafif yükselir. Atacağım şimdi 3 – 5 kişi dışarıya! diye hafif tehditvari biraz daha yükselir. Anneniz babanız bu yüzden mi gönderiyor sizi okula? Bir şey varsa söyleyin de hep beraber gülelim! diye suçlamalarla pik noktasına ulaşır. Neden böyle oldu? 

Bahçıvan mı Marangoz mu?

Çocuk yetiştirmek bir masa yapmaya benzemiyor.

Marangozun elinde ölçü var, malzeme var, plan var. Kesiyor, zımparalıyor, vidalıyor. Çıkan şey ya masadır ya sandalye. Başka bir ihtimal yok.

Bahçıvan öyle çalışmıyor. O sadece toprağı hazırlıyor, suluyor, ayıklıyor, rüzgârdan koruyor. Sonra bekliyor. Ne çıkacağını tam olarak bilmiyor ve bilmediği için de karışmıyor.

Alison Gopnik’in ayrımı bu. Ve çoğumuz farkında olmadan marangozluğu seçiyoruz.

“Çocuğum eksik kalmasın diye telefonunu tabletini asla eksik etmem. Sonra diğerlerinde var bende niye yok diye bakıp ağlar.”

Sonra o çocuk büyüyüp gerçek insan teması karşısında ne yapacağını bilemediğinde şaşırıyoruz. “Bu Z kuşağı bir tuhaf ya” diyoruz.

Tuhaf olan kuşak değil. Kurduğumuz bahçe.

Okul öncesi: 0-5 yaş

Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisi’nin önerileri net:

18 aya kadar ekran yok. Tek istisna, uzaktaki bir yakınla görüntülü konuşma.

18-24 ay arasında ekran, yanında bir yetişkin varken ve eğitim içerikliyse.

2-5 yaş arasında eğitim dışı ekran, hafta içi günde bir saat, hafta sonu üç saat.

Ama asıl mesele saat değil. Asıl mesele şu üç şey:

Yemekte ve gezide ekran kapalı. Herkesinki.

Ekran emzik değil. Ağlamayı durdurmak için uzatılan tablet, çocuğa “senin duygunu ben taşıyamam” demenin sessiz hali.

Yatmadan yarım saat önce ekranlar kapanır ve yatak odasından çıkar.

İlkokul ve ortaokul: 6-13 yaş

Bu yaşta çocuk artık akranlarının onu nasıl gördüğüne bakmaya başlıyor. Ve tam bu dönemde eline sınırsız bir ayna veriyoruz.

Genel kural günde iki saat. Ama saatten çok şunlara bakın: içerik ne, gün içinde ne zaman, çocuk ne durumda.

Cihazlar ortak alanda dursun, yatak odasında değil.

Ebeveyn kontrollerini öğrenin ve kullanın. Çocuğunuzun 18 yaşında kendini yönetebilmesini istiyorsunuz, evet. Ama beyninin ön bölgesi henüz bu işe hazır değilken tam bağımsızlık vermek, yüzmeyi öğretmek için denize atmaya benziyor.

Toplam ekran saatini kovalamak yerine iki şeyi koruyun: yüz yüze zaman ve uyku. İkisi de azalırsa gerisi zaten bozuluyor.

Çocuğunuz arkadaşlarıyla sahada, sokakta, birinin evinde çok vakit geçiriyorsa ve iyi uyuyorsa, sınırı gevşetebilirsiniz. Bir arkadaşıyla yan yana oyun oynamak, odasında tek başına oynamaktan iyidir.

Haftaya bir şekil verin. Çocuk kendi planını kuramaz. “Perşembe sinema günümüz” cümlesini siz kuracaksınız.

İki kişilik bir evde bile aidiyet yaratan şey ortak sofradır. Telefonsuz olmak kaydıyla.

Sosyal medyayı 16 yaşına erteleyin. En kırılgan ilk ergenlik yıllarını geçirsinler önce.

Ve şunu bilin: hesabı olmasa bile çocuğunuz çevrimiçi ortamda yaşına uygun olmayan şeyler görecek. Pornografiye maruz kalması neredeyse kesin. Bunu konuşun, sonra da susup dinleyin.

Lise: 13-18 yaş

Kaygı ve depresyon eğrilerinin dikleştiği yaşlar tam burası.

Bu dönemde yapılacak şey kısıtlamayı artırmak değil, alanı genişletmek.

Hareket alanını büyütün. Otobüsü, metroyu, bisikleti öğrensin. Çocuk büyüdükçe dünyasının sınırı da büyümeli.

Evde ona güvenin. Yemek yapsın, temizlik yapsın, işini kendi halletsin. Bu iş ahlakı meselesi değil sadece. Bu kuşakta yaygınlaşan “benim bir işe yaradığım yok” hissine karşı en somut panzehir.

Yarı zamanlı bir iş bulmasını destekleyin. Ebeveyni olmayan bir patronla çalışmak, hoş olmasa bile gerekli bir deneyim.

Kendinden küçüğüne bakmasının yolunu açın. Bebek bakıcılığı, kamp görevlisi, yardımcı antrenörlük. Kendi rehbere ihtiyacı olan biri, başkasına rehber olabilir. Hatta olmalı.

Maceraya izin verin. Kamp, tırmanış, yürüyüş, kano. Onu doğaya sokan ve gerçek bir beceri kazandıran her şey.

Liseden sonra bir yıl ara fena fikir değil aslında. Çoğu genç dışarıda başka ne olduğunu bilmeden üniversiteye giriyor. Çalışsın, biriktirsin, gezsin, gönüllü olsun.

Ergenlik, kısıtlamanın arttığı değil gevşediği dönem olmalı. On altısındaki çocuğa on ikisindekinden fazla özerklik verilebilir ve verilmeli.

Asıl mesele

2012 civarında bir şey oldu.

Gençler akıllı telefon aldı, evet. Ama aynı anda ebeveynler de aldı. Ve bu, onlara daha önce hiç sahip olmadıkları bir güç verdi: çocuğun nerede olduğunu her an bilmek.

Okula giderken. Okuldan sonra arkadaşlarıyla takılırken. Bir şey tuhaf göründüğünde hemen aramak, mesaj atmak, akşam eve gelince hesap sormak.

Haidt buna “dünyanın en uzun göbek bağı” diyor. Görünmez bir çit de diyebilirsiniz.

Çocuklar telefon taşımaya başladığı an, çocukluk özerkliği dibe vurdu.

Sonra o çocuklar, kendilerine sınırsız özgürlük veren tek yere — internete — kaçtı. Ve biz buna kızdık.

Şapkayı önümüze koyup biraz düşünelim: dışarıda özgür olmasına izin vermediğimiz çocuk, içeride özgürlük arayacaktı zaten.

Bahçenin duvarını yükselttikçe, kökler saksıya sığmıyor.



Seans randevusu oluşturmak için buraya tıklayarak kendinize uygun gün ve saati belirleyebilirsiniz.

Tüm yazılarım burada:

Haftalık ücretsiz bültenimi okumak isterseniz şurada:

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir