En Güzel Basketi Annem Atar

Parkta bahçede, trende metroda, markette manavda… Bir anne ve oğluna her yerde denk gelebilirsiniz.

Son derece nadir rastlanan bir yerde gördüm bu ikiliyi: Basketbol sahasında.

Şanslıydım. Hayallere daldım. Kardeşim olmadığı için annemin benimle atari oynadığı 90’lara gittim. Galaxian, Bomberman, Super Mario, Mortal Kombat… Yenilince ağlayanlardandım.

Annem de kendi sıkılmasın diye mi yoksa ben yenmeyi öğreneyim diye mi bilinmez, hiç yenilmezdi bana.

Basketbolda post up denilen bir teknik vardır. Sırtınızı rakibinize ve dolayısıyla da sayı atacağınız potaya verip kalçanız ve sırtınızla yavaşça potaya yaklaşır, omuzlarınız ve ayaklarınızla da hızlıca dönerek pota dibinden sayı bulmaya çalışırsınız.

Onları izlediğim anlaşılmasın diye, bugünü post oynama günü ilan ettim. Sakın söylemeyin, aramızda!

Yüzüm anne ve oğlunun potasına dönük şimdi, sırtımsa rakibime. Hem oynuyorum hem de gözlemliyorum.

Çocuk, benden de şanslıydı. Annesi, o inik topla potaya sırtı dönük hook atışlarla çemberi buluyor; çocuk da her baskette el şaklatıp kahkahalara boğuluyordu.

Bizim topumuz onların sahasına gitti. Böylece ilk temasta bulunma fırsatım oldu işte:

“Merhaba!”

“Merhaba, selam versene abiye oğlum.”

“Selam!”

“Ne güzel oynuyorsun sen öyle bakalım!”

“Evet ama en güzel basketi annem atar!”

“Çok şanslısın o zaman. İyi eğlenceler!”

Topu alıp kendi sahama gidiyorum. Artık post oynamayı da bırakıyorum. Çünkü onlarla tanıştıktan sonra ortama güveniyorlar, sesleri yükseliyor.

Ben rakibime yüzümü dönüyorum, anne oğulun eğlencesi kulaklarımda yankılanıyor.

“Şanslı çocuklar” için anne ilk oyun arkadaşı, ilk rakip ya da ilk seyirci. Basket atan da atari oynayan da çocuğa göre bir kahraman.

Büyüdüğümüzde en güzel anlarımızda dönüp annemize teşekkür etmemiz, bu basket sahasından kalan bir şeydir belki de.

Siz çocukken kimin basketiyle övünürdünüz?



Bu haftadan bana kalan: İlişkilerle ilgili bir şeyler izlemek isterken karşıma 2008 yapımı 1 Kadın 1 Erkek dizisi çıktı. İlk bölümünü izledim ve epey keyif aldım. Bugün “müstehcen” denebilecek bir dizinin o tarihte televizyonda yayınlandığını görmek şaşırttı.



Bu yazı, haftalık bültenim Bağlar ve Kopuşlar’ın 21. sayısıdır. Pazar sabahları yazıyorum.
Bültene abone ol

Bültenin diğer sayıları: İnsana En Büyük Zararı En Yakınındaki Verir · Bunu Ancak Yapay Zekâ Bilebilir · Tüm sayılar →

P.S. Yetişkin birey ve çift danışmanlığı yapıyorum. Online veya İzmir’de yüz yüze. Detaylar web sitemde: umutcanakova.com/hizmetler

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir