Barışmak Neden Bu Kadar Zor?

Bu yazı Bağlar ve Kopuşlar bülteninin sayısıdır. Her pazar sabahı e-posta kutuna gelmesini istersen buradan abone olabilirsin.
Gözünü kısarak bakıyorsun ekrana. Bugün hiç elinden düşmüyor telefon. Hafif baş ağrısı bu yüzden.
Mesaj uygulamasını birkaç kez açıp kapattın. Bazı kelimeler yazıp yazıp sildin.
Karar verildi bu mesaj atılacak artık, kaçarı yok.
Konuşmayalı aylar olmuş. Kelimeler, cümleler donmuş. Ona nasıl hitap ettiğini bile unutmuşsun.
Aranızdaki bağ körelmiş ama onu hayatında tutmak istemeyecek kadar da kopmamış.
Bu yüzden sadece ‘’merhaba’’ deme planı yaptın.
Parmaklar hazırsa ufaktan başlayalım.
Tek bir mesaj ama 1 ton ağırlığında. Kolay değildir barışma mesajını ilk gönderen taraf olmak.
Suçlu damgası yiyebilirsin. Mağlup olursun, kendine.
Ama gerçekten de öyle mi? İnsanlar, senin onlarla ilgili düşündüğün gibi mi düşünüyor seninle ilgili?
Onda sevdiklerin vardır, yücelttiklerin vardır.
Onda olmayanı tamamlayan sensindir belki?
İlk yazan olmak kaybetmiş gibi hissettiriyordu.
Yine de bu hafta böyle bir mesaj aldım: ‘’Merhaba.’’
Hızlı bir cevap beklenir hep buralarda. Yoksa kontrol giderek azalır, belirsizlik çığı giderek büyür.
‘’Aa merhaba, naber nasılsın?’’
‘’İyi diyelim iyi olsun. Aslında ben orada biraz yanlış anlaşıldım.’’
‘’Ben bana değer verildiğini görmek istiyorum. Bunu göremediğim gibi, aynı şeyler de üst üste geldi. Öyle olunca da öz saygımı yitirdiğimi düşündüm işte.’’
‘’Evet hatırladım. Ama ben de sana cevap verecek durumda değildim.’’
‘’Olsun. Ben de seni suçlamadım zaten. Ben bu ilişkide kalamıyorum artık, denk gelirsek görüşürüz demiştim sana.’’
‘’En son kötü bitti konuşmamız ama… Vaktin var mı?’’
‘’Aynı yerdeyim. Akşam gel kahve içelim.’’
Bu barış, içimi insanlıkla doldurdu.
O günden beri uzun zamandır yazmadığım insanlara yazıyor, nasılsın diye soruyorum.
Siz en son ne zaman biriyle, eşiniz ya da dostunuzla barıştınız?
Bu haftadan bana kalan: 11’e 10 Kala filminde amcası Mithat Bey’in gerçek hikayesini anlatıyor Pelin Esmer. İstanbul’da eski bir apartmanda yaşayan emekli bir adam yıllardır gazete, kitap, eşya biriktiriyor. Ev neredeyse adım atılamaz bir halde. Ona yardım eden bir de Ali diye apartman kapıcısı var. Taşradan gelen Ali’yle tuhaf bir bağ kuruluyor aralarında. Ama bu bağın Mithat Bey ve Ali için aynı şeyi ifade etmediğini görüyoruz filmin sonunda.
Geçen hafta plansız temasları konuşmuştuk buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
PS. Online danışmanlık yapıyorum. Bir ihtimal diye bırakıyorum: https://umutcanakova.com/hizmetler/





