Eşimle Aynı Evde Konuşmuyoruz: İlişkilerde Duygusal Kopuş ve İki Yabancı Olmak

eşimle-aynı-evde-konuşmuyoruz

Özet: İlişkileri büyük kavgalar mı bitiriyor? Aslında yan yana otururken yaşanan o buz gibi sessizlik, o telefona gömülme hali ilişkiler için daha yıkıcı değil mi?

‘’Eşimle aynı evde konuşmuyoruz.”

”Sevgilimle aynı evin içinde iki yabancı gibiyiz.”

‘’Sabah işe gidiyoruz, akşam eve dönüyoruz. Otel gibi kullanıyoruz evi.’’

‘’Partnerimin varlığıyla yokluğu bir.’’

‘’Kaç senedir bir dışarı çıktığımız mı var?’’

Sessizlik Neden Kavgalardan Daha Tehlikelidir?

Seans odasında çok duyduğum cümleler bunlar. Biz büyük kavgalar ilişkileri bitiriyor sanıyoruz ama yan yana otururken yaşanan o buz gibi sessizlik kadar yıkıcı bir şey yok. Çünkü kavga temastır; bu sessizlikler ise kopuştur. Kuzuların sessizliği.

eşimle aynı evde konuşmuyoruz

Çoğu çift bu sessizliği “yılların getirdiği yorgunluk” veya “zamanla birikir böyle şeyler” diyerek normalleştirme eğilimindedir. Dışarıdan bakıldığında ortada bir sorun yoktur; eşler işe gider, faturalar ödenir, akşam aynı evde uyunur.

Aile büyükleri veya dostlar bu tabloya “Ne güzel, gül gibi geçiniyorsunuz, kavganız gürültünüz yok” şeklinde destek vermek istediğinde, o sessizliğin içinde boğulan taraf asla ikna olmaz. Boğazlar düğümlenir, gerçekler dışarı söylenmez.

Oysa seans odasında gördüğüm şey tam olarak şudur: Bu iletişimsizlik çoğu zaman fiziksel veya zihinsel yorgunluktan değil, tarafların artık temas edememesinden doğar.

Kavga etmemek, sağlıklı bir ilişkinin göstergesi değildir. Eğer sorunlar konuşulmuyor, halı altına süpürülüyor ve eşler kendi iç dünyalarına çekiliyorsa, orada ilişkide iletişimsizlik değil, sessiz bir vazgeçiş yaşanıyordur.

Aynı Evde İki Yabancı Olmak: Duvar Örmenin Modern Hali

Evlilikte duygusal kopukluk başladığında, sessizlik önce omuzlara sonra kalplere ağır bir yük olarak çöker. Konuşulacak onlarca birikmiş mesele vardır ama bir türlü o konu açılamaz.

Çiftler ekrana gömülüp yan yana oturuyor. Bazı çiftler için bu modern yaşamın yan etkisi: Teknoferans. Yüz yüze temas sessizce ceketini alıp odadan ayrılıyor. Telefon ışıklarıyla, kısa videolarla hipnotize olmuş gözlerin birbirine 5 dakika bakmaya tahammülü kalmıyor. (Bu noktada, aradaki o sessizliğin nasıl dijital bir kalkana dönüştüğünü anlattığım İlişkilerde Dijital Duvar Örme ve Telefona Sığınmak yazıma da göz atabilirsiniz.)

Seanslarda bu sessizliği gözlemliyorum. Sanki susulduğunda eller cebe gidecekmiş, ayıp olmasın diye hikayeden göz göze bakıyormuşuz gibi. Kavga yok ama koltuğa oturmalarından, hallerinden belli çiftlerin, bir uzaklık var. Kopuş çoktan başlamış. Bu sessizlik, Gottman’ın duvar örme (stonewalling) dediği davranışın modern hali gibi.

Eğer siz de o kanepede eşinizle aranızdaki duvarın her gün biraz daha yükseldiğini hissediyor ve nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, bu döngüyü kırmak için buradan bir ön görüşme planlayabilirsiniz.

Sessizlikle Cezalandırma ve Pasif Agresif Direniş

Bu noktada mesele haklılığını ispatlamak, kavga çıkarmak, partnerini suçlamak ya da telefonları elden bırakmak değil aslında. Mesele, suskunluğun ne zaman başladığını, temasın ne zaman kaçışa döndüğünü fark edebilmek.

Çiftler sessizliği idare edilebilir gibi görüyor. Sezen’in dediği gibi: ‘’Geçer, geçer. Daha öncekiler gibi bu da geçer’’ yanılgısına düşülür. Fakat suskun kaldıkça içeride tüm o küskünlük, anlaşılamama ve reddedilme duygusu katlanarak büyür. Sessizlik bir süre sonra bir korunma kalkanından çıkıp, partneri sessizlikle cezalandırma (bir tür pasif agresif şiddet) aracına dönüşür.

Buzu Kırmak: İlk Adımı Kim Atmalı?

Seanslarda sıkça gördüğüm diğer bir şey de şu ki, çiftler konuşamadıkları için değil, nereden başlayacaklarını bilmedikleri için de susuyor. Sessizlik bir yandan duygusal kopuş anlamına gelirken, diğer yandan da bir tür savunma şekli.

Susmanın süresi uzadıkça, savunmalar katılaşıyor. Sessizliği ilk bozacak olan eş, bu soğukluğun haksız tarafı olabileceğine dair bir inanç geliştiriyor. Sustukça daha da çok susuluyor.

O buzu kırmak için atılacak ilk adımı her ilişki içinde barındırır. İlk adımı atmak, çözümden önce gelen ilk temastır.


Eğer akşamları aynı koltukta oturup aranızdaki sessizliği telefonla maskelemekten yorulduysanız ve bu döngünün nasıl kırılacağını bilmiyorsanız, bu konuyu birlikte düşünebileceğimiz kısa bir ön görüşme için buradan randevu alabilirsiniz.


Kaynaklar

John Gottman – The Four Horsemen of the Apocalypse

McDaniel, B.T., & Sarah Coyne – Technoference in Romantic Relationships


Benzer konuları Bağlar ve Kopuşlar bülteninde açıyorum. Bu yazı sana değdiyse, buradan bültene göz atabilirsin.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir