Söylenmeyenler Nereye Gidiyor?

Bu söylenmeyenler, nereye gidiyor böyle?

Ekran çift çizgi olmuş, görüldü yazıyor; karşı taraf orada ama hâlâ cevap yok.

Telefonu umutsuzca ters çevirip masaya koyuyorsun, beş dakika sonra alıp yine bakıyorsun.

Neden?

Kendinden emin yazmaya başlıyorsun. Karşı tarafa yazıyor… ibaresi düşüyor.

Kediler bağırıyor. Bu kez de yazdıklarını silip odaya gidiyorsun.

Neden?

Yazıyor… ibaren karşı tarafa gitti. O bunu gördü de bir şey demedi.

Ama bildiğim kadarıyla onun kedileri de yok? Şimdi o da yazıp yazıp sildi.

Neden?

Boğazında düğüm düğüm olmuş kelimeler. Aklın ve kalbin parmaklarına hükmeder.

Hadi bi cesaret az önce yazdın, yolladın ya hani?

Yazacağını unutma da, şimdi biraz es ver.

Gökyüzüne mi, toprağa mı karışıyor, havadaki buluta mı bu söylenmeyenler?

Olur. Oluyor işte. Bazı ilişkilerde dil yarası başka hiçbir şeye benzemiyor.

Nereden mi biliyorum? Geçen hafta dedemle 1 saat 37 dakikalık bir sohbetimiz oldu.

Bazıları bana çok takıyorsun bu zamanı diyor. Oturduğum kalktığım saate baktım işte. Bilmem, öylesine.

Bu sohbet, bugüne kadar yaptıklarımızın içinde 1 saatin üzerinde süren belki on beşincisidir.

Bu on beş sohbetin ortak özelliği ne biliyor musunuz?

Dedem hepsinde ortak bir şey anlattı:

“Kardeşlerim, hem hakkımı yediler, hem de bana kötü sözler ettiler. Sen alamazsın, sen hak etmiyorsun dediler bana.”

Dedem o zamanlar söyleyemediklerini belki 15 yıldır bana anlatıyor.

Her seferinde aynı hisler, aynı vurgu, aynı kelimeler, aynı tonlama.

Bu öylesine yaralayıcı ki…

Hani lime lime doğrasalar beni, Akdeniz, Ege, cacık olur diyorum.



Bu haftadan bana kalan: Amerika Açık tenis turnuvasını kazanan Zverev’in kort konuşması beni çok etkiledi. Küçük yaşta diyabet tanısı konan Zverev’e doktorlar kısıtlı bir spor yaşamı olacağını söylemesine rağmen, annesinin “Benim oğlum istediği yerde olacak. Tenisçi olmak isterse tenisçi olacak. Başka bir şey yapmak isterse onu yapacak. Ama bu hastalık bizi tanımlamayacak.” demesiyle bugünlere gelebildiğini anlatıyor. Aile, ebeveynlik ve belki “kendini gerçekleştiren kehanet” fenomeniyle ilgili çok şey söyleyen bir konuşma. İzlemek isterseniz burada, İngilizce ama otomatik Türkçe çevirisi gayet iyi.



P.S. Yetişkin birey ve çift danışmanlığı yapıyorum. Online ve İzmir’de yüz yüze. Bir ihtimal diye bırakıyorum: umutcanakova.com/hizmetler

Geçen hafta yaşlı anne babaya bakmanın görünmeyen yükünü konuşmuştuk, buradan okuyabilirsiniz.

Bağlar ve Kopuşlar’ın tüm sayıları burada.



Bu yazı Bağlar ve Kopuşlar bülteninin 16. sayısıdır. Her pazar sabahı e-posta kutuna gelmesini istersen buradan abone olabilirsin.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir